Habil Özdemir Logo

Habil Özdemir

Arşiv:


Bankalar sadece mevduat sahiplerinden topladıkları parayı ödünç vermezler, bu bir safsata. Yaptıkları şey kelimenin tam anlamıyla yoktan para var etmek ki bunun da kendi içinde riskleri var.


Elon Musk'ın övmüş olması yükseleceği anlamına gelmez. Çok başarılı, çok zengin insanlar da tahminlerinde yanılabilir, spekülasyon yaparak halkı yanıltabilirler.


Mantık çalışmak için motivasyonu inancımda bulmam çelişki yaratıyor gibi görünüyor. Ben bunun farkındayım. Allah'ın izniyle diye çıktığım bu yol, doğası gereği inançtan çok uzak olmalı gibi görünse de (ki pek çoklarına göre öyledir) benim yaklaşımım farklı. Ben mantık çalışmanın bir yan etkisi olduğunu düşünüyorum, elbette herkeste geçerli olmamakla birlikte insanın irrasyonel doğasından ötürü mantığa yönelmek, özellikle bir noktadan sonra, hayatın içine girdikçe büyük boşluklar yaratabilir. Mantık bizzat bunu söylemez ve mantığın konusu olmayan şeyleri zorlamayı uygun bulmaz olsa da sınırlılıklarını hatırlamak için mantık yolculuğuna daima Allah'ın izniyle başlıyorum.


Kur'an dışı dini kaynakların güvenilmez olduğu görüşünü tarihsel açıdan temellendirmeye çalışan birisi Kur'an'ın da Hz. Muhammed'den geldiği gerçeğine mantıklı bir açıklama getirmediği takdirde savunduğu görüşü çürütmekten kaçınamaz. Yok eğer işin zan kısmına vurgu yapar ve Kur'an dışı dini kaynakların değiştirilmiş ya da uydurma olduğunu söylerse bu kaynakları Kur'an ile net bir şekilde ayırabilecek mantıklı bir yöntem geliştirmekle yükümlüdür. Bu durumda Kur'an'ın korunduğu gibi tüm teolojik iddialar geliştirilmesi gereken yöntemin dışında kalır. Yok biz Kur'an dışı kaynakları Kur'an ile denetliyoruz denirse şayet, bir metnin gerçek kaynağının ne olduğunu net ve objektif bir şekilde ayırt edebilecek bir yöntem ihtiyacı gündeme gelir (İhtiyaç ortadan kalkmaz.) ki Kur'an'a uymayan dini kaynakların geçersiz olduğu iddiası yetersiz temellendirme nedeniyle iddianın kendi içinde geçersiz olduğuna işaret edebilir. Elbette bir kişi yalnızca Kur'an'a inanırsa, bu görüş inanç temelli olduğu için tarih gibi bilimler dışarıda kalır ama aksi takdirde yazdığım yukarıdaki zorunluluklar devam eder.


Mantık doğruyu yanlıştan ayırmak için yol göstericidir. Her valid akıl yürütme sound değildir ama her sound akıl yürütme mantıkçının yoluna ışık tutar.


Mantıksal kesinlik aranıyorsa endüksiyon yerine dedüksiyon tercih edilir. Tümdengelim unsound olduğu halde geçerli kabul edilebilir. Tümevarım, yapısı gereği valid ya da invalid, sound ya da unsound olarak değerlendirilmez.


Bir bileşik önermede, bileşenler hangi doğruluk değerini alırsa alsın sonuç daima 1 çıkıyorsa totoloji söz konusu olur. Mesela "Seni seviyorum ya da sevmiyorum." Seni seviyorsam cümle doğru, seni sevmiyorsam cümle gene doğru olur.

Güneşin yeryüzünü aydınlatması gibi mantık öğrenmek de doğru düşünmenin yollarını aydınlatır, insanı safsataya düşmekten korur, karanlığı aydınlatıp doğru yolu gösterir.


En katı yargıç tutarlılıktır. Tek bir çelişkiyle tüm mantık sistemini çökertebilirsiniz. Öyle ki, böyle bir sistemde her şeyin mantıksal olarak kanıtlanması mümkündür ama çelişki yüzünden geçersizdir.


Hissenin zirve fiyatı ne olursa olsun zirve fiyatına bakarak güncel fiyatını düşük bulmak mantık hatasıdır. Zirve fiyat başlı başına bir geleceğe dönük vaat içermez.


"Şu an dünyada bulunan bütün insanlar ölümlüdür." önermesi dünyada hiç insan kalmazsa çöker ama "İnsan (doğası gereği) ölümlüdür." önermesi daima doğrudur.


Üniversite okumadığım için orada işler nasıl ilerliyor bilmiyorum ama lisede okuduğum mantık otodidakt mantığa çok uzak. Bu alanda verilen eğitimin eksik olduğunu düşünüyorum.


Herkes böyle olmak zorunda değil ama ben inancım olmasa bunları yapamayacağımı düşünüyorum. Bu internet sitesindeki 106. yazım bu ve daha nicelerini yazdım. Bana sorarsanız, Allah'a inancım olmasa tüm bunları yayınlamazdım. Umarım mantık öğrenmek, yatırım öğrenmek isteyen birilerine faydalı olur.


"Eğer batma riskini en aza indirmeyi başarırsak en güvenli ulaşım aracı kağıttan gemilerdir." bu kalıp tanıdık geldi mi? Birisi en büyük riski ön koşulla ortadan kaldırarak akıl yürütmeye çalışıyorsa safsata yapıyordur.


Mantığın formel bir disiplin olduğunu söylüyoruz. Bunun nedenini düşündünüz mü? Mantık, akıl yürütme formlarıyla ilgilenir. Form yerine biçim de diyebiliriz. Onun ilgilendiği şey suyun akacağı yolu denetlemek. Yol düzgünse, akış varsa ne aktığıyla ilgilenmez. Aynı yoldan su da akar, kan da akar.


"Mantık, akıl yürütme formlarıyla ilgilenir." demek içeriğin tamamen önemsiz olduğu anlamına gelmez ki bir akıl yürütmenin valid olduğu kadar sound olduğuna bakmamız da bu yüzdendir.


Mantığın değişmez ve sarsılmaz ilkesi özdeşlik yasası, en temel ve reddedilmesi olanaksız olan üç temel yasadan biridir ki aksi durumda geleneksel anlamda mantık yapmak imkansız hale gelir.

Satmak zararı kabul etmek anlamına gelmiyor, bu bir safsata. Öyle ki her hisse senedi bir önceki seviyesine geri dönmez. O halde bazen doğru olan satıp yatırımdan çıkmak olabilir.


Bir hisse senedi günlerce, haftalarca, aylarca ve hatta yıllarca düşebilir. Yükselişin gerekçesi düşüş olamaz. Düşüyor diye yükseleceğini düşünmek büyük bir hatadır.


Peşimde mafya var. Beni yakalamaya çalıştılar ama pek çok kez kaçtım. Artık beni yakalama ihtimallerinin daha düşük olduğunu düşünmek safsata olur.


Duygusal durumlar geçicidir. Sıkıntı da duygusal bir durumdur. O halde içimdeki sıkıntı geçicidir.


Bir iddiayı hatalı bir biçimde savunmanız iddianın kendisini hatalı yapmaz.


Hayatta kalma, aidiyet, özgürlük ve sevgi yönündeki korkularımın hepsini mantıkla aşamadım. Mantığın böyle bir görevi de yok ama doğru düşünmeyi öğrenmek şifa bulmamda yardımcı oldu.


Mantığı Grekçe kaynaklardan alıp İslam düşüncesine uygun bir hale getiren Farabi, İslam'da felsefenin temeli haline getiren Sina'dır.


Külli ve cüzi ayrımı kavramın kapsamının çokluğu veya tekliği ile ilgilidir. Tümel (külli) kavramlar sınıfa, tekil (cüzi) kavramlar sınıfın tekil üyesine işaret eder. Kastettiğimiz şey grubun üyelerinin sayısı değil, zihindeki anlamın vuku bulmasıyla ilgili. Mesela "vazo" dediğimde zihinde bir sürü vazo (yani vazoluk vasfı) canlanırken "şu vazo" dediğimde karşımdaki vazoyu işaret etmiş olurum.


Örneğin, "hisse senedi" külli bir kavramdır. Habil Özdemir şirketinin hisse senedini de Mantık şirketinin hisse senedini de kapsar. Ama "Habil Özdemir şirketinin 1 numaralı hisse senedi" de "Mantık şirketinin 1 numaralı hisse senedi" de cüzidir.


Bir örnek yazmıştım, "hisse senedi" kavramının külli olduğundan ama "Habil Özdemir şirketinin 1 numaralı hisse senedi" örneğinde cüzilikten söz etmiştim. Bunun nedeni "Habil Özdemir şirketinin hisse senedi" örneğinin de külli oluşudur. Öyle ki bu şirketin binlerce hisse senedi vardır ve burada kullilik söz konusu olur. 1 numaralı hisse senedi ile sınırlandırılırsa cüzilik söz konusu olur.

Size her gün fiyat teklifinde bulunan Bay Piyasa diye biri varsa ve bu kişinin duygusal olarak dengesiz biri olduğunu biliyorsanız piyasaya karşı temkinli davranmanız kaçınılmaz olur.


Kıyasta iki öncülden en az biri mutlaka olumlu, biri de mutlaka tümel olmak zorundadır.


Mantık; kavram, önerme ve çıkarımlardan oluşur.


Bir hobiyi işe döndürdüğünüzde aldığınız keyif zamanla azalabiliyor. Bu noktada koruyucu bir tutum sergilemek daha mantıklı görünüyor.


Bir olayın başka bir olaydan sonra gerçekleşmiş olması ilk olayın ikinci olayın nedeni olduğu anlamına gelmez.


Manevi huzursuzluklara en büyük ilaç inançtır.


İki ihtimal varsa ve ilk ihtimal (örneğin üst üste 5 defa) defalarca gerçekleşti diye bir sonraki tur diğer ihtimalin gerçekleşecek olduğunu düşünmek mantık hatasıdır.


Felsefe alanındaki ilk öğretmen Aristo; ikincisi muallimisani Farabi'dir. Muallimisani ikinci öğretmen anlamına geldiği için Farabi bu şekilde anılır.


Bir şirkete yeni bir CEO atandı diye şirketin hisseleri %5 yükselmiş olabilir. O halde yükselişin atamadan dolayı olduğunu mu söyleyeceğiz? Öyle ki bir olayın bir başka olaydan önce gerçekleşmiş olması nedenselliğe işaret etmez.


Geçen gün, geçen hafta, geçen ay, geçen yıl en çok kazandıran yatırım aracı hangisi olursa olsun, gelecekte de çok kazandıracağını söylemek safsata yapmaktır.

Mantıkta her özel isim lafzı basit kabul edilmez. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri.


Basit lafızları zihindeki anlamına ve bu anlamın dış dünyada kaç varlığı kapsadığına göre ikiye ayırıyoruz: külli yani tümel kavram, cüzi yani tekil kavram.


Mantıkta anlamın birden fazla varlık arasında paylaşılmasına engel olmayan kavramlara külli (tümel) kavramlar diyoruz; örneğin kitap kavramı İsagoci'yi de kapsar, Babil’in En Zengin Adamı'nı da kapsar. Kitap dediğimizde zihnimizde genel bir kalıp oluşuyor ve bu kalıp sayesinde anlam birden fazla varlık arasında paylaşılıyor.


İslam inancında insanın kökeni Hz. Adem dışında bir canlıya dayanmaz ve genetik benzerliklerin ortak ataya değil, ortak yaratıcıya delalet ettiği düşünülür.


Tümel kavram örnekleri hazırladım. Önce örnekleri, sonra açıklamaları sıralayacağım: ağaç, şehir, üçgen, telefon, nehir. Hem kapının önündeki ağacı hem de yeryüzündeki milyarlarca ağacı kapsar; İstanbul'u kapsadığı gibi Tokyo'yu ve tüm şehirleri kapsar; örneğin eşkenar üçgen ya da dik üçgen gibi tüm üçgenleri kapsar; cebimizdekilerden ankesörlü telefonlara kadar tüm telefonları kapsar; Kızılırmak Nehri'ni kapsadığı gibi Nil Nehri'ni ve dünyadaki tüm nehirleri kapsar.


Anlamı gereği ortaklığa izin vermeyen, yani sadece ve sadece tek bir varlığa işaret eden kavramlara cüzi (tekil de denir) kavramlar diyoruz.


Duyduğunuz kavram cüzi (tekil) ise tek bir nesne (kişi, mekan) aklınıza gelir. Cüzi kavramlar tek bir varlığa işaret ederken külli (tümel) kavramlar birden fazla varlığa işaret edebilecek potansiyeldedir.


Roman kavramı küllidir, dünyadaki tüm romanları kapsar. Çalıkuşu romanı cüzidir, Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı tek bir romandır. Gezegen kavramı küllidir, tüm gezegenleri kapsar. Mars kavramı cüzidir, Güneş Sistemi'ndeki bir gezegeni kapsar. Arama motoru tümeldir: Google, Bing, Yandex gibi arama motorlarını kapsar. Google tekildir, tek bir arama motorunu kapsar. Kedi tümeldir: Sokaktaki, evdeki ve dünyadaki tüm kedileri kapsar. Benim kedim Benekli tekildir, belirli bir kediyi kapsar.


İnsanın aklı olmasaydı görmesi, işitmesi, koklaması, tatması anlamlandırılamazdı. Bu yönüyle akıl çok önemlidir ki yokluğunda tüm bunların bilincinde olunamaz, tüm bunlar bizim için hiçbir şey ifade etmezdi.


Mantık tarihinin hiç şüphesiz en etkili şahsiyetlerinden biri Esirüddin el-Ebheri'dir.

Klasik mantıkta, kavramlar başlığı altında; terimler, anlamlandırma, beş tümel ve tanım yapma ile önermeler başlığı altında; önermelerin yapısı, niceliği, niteliği ve önermeler arası ilişkilerle şekillenerek üçüncü adıma (çıkarım) geçilmiştir.


Mantığın kavramlardaki ana hedefi doğru bir tanım yapmaktır. Bunun için sırasıyla delalet, lafızlar ve Porphyrios ağacı öğretilir.


Mantıkta terimlerin dış dünyadaki anlamlara ya da zihindeki karşılıklarına işaret etmesi durumuna delalet diyoruz.


Mantıkta sözlerin, kelimelerin yapısal olarak sınıflandırılması konusu lafızlar başlığı altında ele alınır.


Mantıkta tanım yapmak için beş adet temel kategori kullanılır: cins, tür, ayrım, hassa ve genel ilinti. Bir şeyin ne olduğunu ortaya koyarken bunlardan yararlanırız (beş tümel konusu, Porphyrios ağacından gelir).


Beş tümel konusunu anlayabilmek için tümel kavramının ne olduğunu, tümel terimler genellikle yalın olduğu için onlardan da önce basit lafızların ne olduğunu bilmek gerekir ki tanım yapmaya hazır hale gelebilelim.


Lafızların ilk temel ayrımı basit ve bileşik lafızlardır. Bunlara müfret ve müellef (mürekkep de denir) diyoruz. Örneğin "bal", lafzın parçası anlamın parçasına delalet etmez, basit lafızdır, müfrettir. Ama evin kapısı dediğimde, "evin" kelimesinin tek başına bir anlamı vardır ve bütünün (evin kapısı) kastettiği nihai anlamın bir parçasıdır; "kapısı" kelimesinin de tek başına bir anlamı vardır ve bütünün kastettiği nihai anlamın bir parçasıdır. O halde mürekkep olduğunu söyleyebiliriz.


Bazen birden fazla kelime bir araya gelse bile lafzın bileşik olmadığını söyleriz. Mesela Gaziantep derken "Gazi" kelimesiyle şehrin bir yarısına, "Antep" kelimesiyle diğer yarısına işaret etmiyoruz. Şehrin adı olan basit lafza "Gaziantep" diyerek işaret ediyoruz.


Hayat tek bir şeye indirgenemeyecek kadar karmaşık, benzer şekilde insan da öyle. Sadece genetiğe, ekonomiye, psikolojiye indirgenemez.


Ben popülerliğe karşı mesafeliyim çünkü popülerliğin ilme zarar verme potansiyeli olduğunu düşünüyorum. Bu herkes için geçerli değil ama bu potansiyelin farkında olup temkinli olmakta fayda var.

Mantıkta "bir kedinin bile uçan olmadığını" söylemek, "hiçbir kedinin uçamayacağını" söylemekle eş değerdir.


İlk neden dışındaki tüm nedenlerin bir nedeni olmak zorundadır. Eğer her şeyin bir nedeni olduğunu söylersem pekala ilk nedenin de bir nedeni olması gerekir ki bir şeyin nedeni olabileceğini söylemiş olduğum halde ilk şeyin nedensiz olduğunu söyleyerek kendimle çelişmiş olurum. Örneğin, ilk neden Allah ise Allah dışındaki her şeyin bir nedeni vardır ve bu neden(lerin yaratanı) Allah'tır diye düşünürsem yalnızca yaratılanları kapsadığım için çelişkiye düşmekten kurtulmuş olurum.


Bir nesneyi "n" ile, o nesneye ait bir özelliği "P" ile temsil edersek n = "Ali", P = "Öğrencidir" ise nP ifadesi "Ali öğrencidir" anlamına gelir ve Ali gerçekten öğrenciyse bu önermenin doğru olduğunu söyleriz. Genellikle Pn şeklinde (öğrencidir Ali) yazılır.


Mantıkta bakılan şey tümcenin ne ifade ettiğidir ki "Habil bir insandır." tümcesi de "Abel is a human being." tümcesi de aynı şeyi ifade eder. Bizim için önemli olan dili değil, anlamıdır.


Mantıkta ∃ sembolü "bazı" veya "en az bir" anlamına gelir ki P = kitap okuyan biri ise ∃x Px ifadesi "En az bir x vardır ki o x kitap okuyordur." yani "Bazı insanlar kitap okur." (veya "En az bir kişi kitap okuyor.") anlamına gelir. Doğru sayılması için en az bir örnek (en az bir kişinin kitap okuması) gerekir.


Mantıkta "Bazı insanlar kitap okuyor." demek için en az bir kişinin kitap okuması yeterlidir. Günlük dilde çoğul kullandığımız ("insanlar" örneğindeki gibi) için en az iki kişinin olması gerektiği yanılgısına düşebilirsiniz. Bizim için önemli olan kümenin en az bir elemanı olmasıdır ki kitap okuyan insan kümesi boş olmasın. Biz "bazı" derken kümenin boş olmadığını kastediyoruz, günlük dilde de bu kastedilebilir.


Mantıkta ∀ sembolü "bütün" veya "her" anlamına gelir ki P = ölümlü olma özelliği ise ∀x Px ifadesi "Her x nesnesi için o x ölümlüdür." yani "Her şey ölümlüdür." anlamına gelir. Her şey (örneğin taşlar) ölümlü olmadığı için şu şekilde düzeltelim: ∀x(İx ⟹ Öx) yani herhangi bir x nesnesi insan ise o x nesnesi ölümlüdür.


Mantık herhangi bir dini inanca bağlı değildir. Dünyanın en önemli mantıkçıları Müslüman olsa İslam'ın, ateist olsa ateizmin mantığı olmaz. Ama inançları temellendirmek için kullanılır ki örneğin, İslam dininin kelamcıları (Gazali, Razi vb.) vardır.


Mantık insanlık tarihi açısından büyük bir öneme sahiptir ama ilkeleri ve kendisi dahi sorgulanamaz değildir. Burada dikkat edilmesi gereken şey, mantığı sorgulamanın dahi mantık çerçevesinde gerçekleşmek zorunda olmasıdır.


Mantık öğrenmek sizi safsata geçirmez yapmaz ama özellikle de bu eğitimi günlük hayatta örneklerle sürdürmek doğru düşünme yönünde pratiklik kazanmanızı sağlayabilir. İnsanın her zaman doğru düşünmesi, safsataya düşmemesi mümkün değildir ama mantık eğitimi koruyucu görev görür.

Bir önerme doğru ise yanlış bir önermeye "ve" bağlacı ile bağlandığı anda yanlış olur. Eğer "veya" bağlacı ile bağlanırsa sonuç doğru olur. Önce "ve" bağlacı ile yanlış bir önermeye bağlanıp "veya" bağlacıyla doğru bir önermeye bağlanırsa sonuç doğru olur.


Eğik çizgi işareti yan yana çıkarımlarda "o halde" anlamına gelir. Örneğin, "Eğer p ise q'dur. p doğrudur. O halde q'dur." demek istersem "p→q, p/q" şeklinde ifade edebilirim.


Bir önermenin doğru olduğunu belirtmek için olduğu gibi yazarız (p), yanlış olduğunu belirtmek için başına değilleme koyarız (¬p).


Önerme q ve p'nin "veya" mantıksal bağlacıyla bağlandığı bir akıl yürütmenin sonucu yanlış ise q'nun ve p'nin değili kaçınılmaz olarak doğru olur. O halde hem q'nun hem de p'nin değilini doğru olarak kabul edebiliriz.


Bir önermenin değilinin doğruluk değerini bilmekle o önermenin kendisinin doğruluk değerini bilmek arasında hiçbir fark yoktur.


Mantıkta "&" sembolü "ve" bağlacını işaret eder. Her iki önermenin de doğru olmadığı diğer üç kullanımda da sonuç yanlış olur.


Her önermenin aynı anda tek bir doğruluk değeri olabilir. Doğruluk değeri "D" olan bir önermenin aynı anda "Y" olduğu (klasik mantıkta) söylenemez. Bir önerme ya doğru yani "D" ya da yanlış yani "Y" durumunda bulunmak zorundadır.


Örneğin, a önermesi doğru ise ¬a önermesi kaçınılmaz olarak yanlış olmak zorundadır. Aksi de mümkündür. Örneğin, a önermesi yanlış ise ¬a önermesi kaçınılmaz olarak doğrudur. Bu iki önerme, ¬a önermesi ve a önermesi, bir arada mantıksal olarak bulunamaz. Aksi takdirde çelişmezlik ilkesi ihlal edilmiş olur.


Bağlaç olan "veya"nın kullanıldığı bileşik önermelerde, basit önermelerden en az biri bile doğruysa sonucun kaçınılmaz olarak doğru olacağını söyleriz.


Bağlaç olan "ve"nin kullanıldığı bileşik önermelerde, basit önermelerden her ikisi de doğruysa sonucun kaçınılmaz olarak doğru olacağını söyleriz.

Mutabakat, tazammun ve iltizam: Bunlar, bir kelimenin sözlük anlamının zihinde karşılık bulduğu üç farklı yoldur.


Mantık ne doğruyla ne de yanlışla ilgilenir. Mantık, doğru akıl yürütmeleri yanlış akıl yürütmelerden ayırmakla ilgilenir.


Sonuç öncüllerden çıkıyorsa mantık doğru işlemiştir. Sonuç öncüllerden çıkıyorsa ama varılan sonuç gerçekle uyuşmuyorsa orada mantığın işi yoktur. Mantık borudan akan ne olursa olsun akmasını ister. Pis su da borudan akar, temiz su da borudan akar.


Mantıkçılar sonucun öncüllerden çıkması durumuna geçerlilik adını verirler.


Mantık, karmaşıklaştırmak için değil, keskinleştirmek için vardır.


Tüm öncüller doğru ama sonuç yanlışsa karşımızdaki çıkarım tümdengelimsel olamaz.


Öncüllerin doğru kabul edildiği her tümdengelimsel akıl yürütmede sonuç da zorunlu olarak doğru kabul edilmelidir.


Bir önermenin kendisi doğruysa değili yanlış olur ama değili doğruysa kendisi yanlıştır. Bir önermenin değili otomatik olarak yanlış olmak zorunda değildir.


Bir insanın mantık bilgisini sınamak için ona şu hileli soruyu sorun: "Bir önermenin değili doğru mudur, yanlış mıdır?" Önermenin doğruluk değerini sormadan cevap verecek olursa yanılacak ve bilgisizliğini ifşa edecektir.


Doğru bir önermenin değili mutlaka yanlış, yanlış bir önermenin değili mutlaka doğrudur.

Mantıkçılar "o halde"den önceki savlara öncül, sonraki savlara sonuç derler.


İsagoci bir giriş, başlangıç metnidir. Felsefe, matematik, astronomi ilimlerinde de hadis, tefsir, fıkıh gibi ilimlerde de gereklidir.


Mantık, temelde, bir bilginin nasıl yapılandığıyla, geçerli mi geçersiz mi olduğuyla ilgilenir.


Tartışma ortamı bir er meydanına benzetilirse mantık kalkan görevi görür. Kişinin kendisini safsatalara düşmekten koruduğu gibi karşıdan gelen safsataları da çözümleyip bertaraf etmesine yardımcı olur.


Bir kelimenin sözlükteki anlamı zihinde üç farklı şekilde karşılık bulabilir: Kelime, anlamın tümünü kapsayabilir (bütün olarak evi kastetmek); kelime, bütünün içindeki bir parçaya işaret edebilir (evin duvarlarını kastetmek); kelime, kendisinin dışındaki ama kendisiyle doğrudan bağlantılı bir vasfı (ev denince akla sıcak bir yuva gelmesi) çağrıştırabilir.


Kelimenin sözlükteki anlamı, zihinde tamamını kapsarsa mutabakat yoluyla; bir parçaya işaret ederse tazammun yoluyla; kendisinin dışındaki ama kendisiyle doğrudan bağlantılı bir vasfı çağrıştırırsa iltizam yoluyla karşılık bulabilir.


Bir kelimenin sözlükteki anlamı ya zihinde kelimenin tamamını kapsayarak karşılık bulur ki buna mutabakat deriz ya bir parçaya işaret eder de buna tazammun deriz ya da kendisinin dışındaki ama kendisiyle doğrudan bağlantılı bir vasfı çağrıştırır da buna iltizam deriz. Birinde mutabık kalır, birinde parçayı kasteder, birinde bir özelliği çağrıştırır.


Bir kelimenin sözlük anlamı zihinde kelimenin tamamını kapsayacak şekilde karşılık bulursa bu kelimenin mutabakat yoluyla zihinde karşılık bulduğunu söyleriz.


Bir kelimenin sözlük anlamı zihinde kelimenin bir parçasına işaret ederek karşılık bulursa bu kelimenin tazammun yoluyla zihinde karşılık bulduğunu söyleriz.


Bir kelimenin sözlük anlamı zihinde kelimenin kendisi dışındaki ama kendisiyle doğrudan bağlantılı bir özelliğini çağrıştırırsa bu kelimenin iltizam yoluyla zihinde karşılık bulduğunu söyleriz.

Mantık bir alettir, bir araçtır. Marangozun testeresi ne ise filozofun mantığı odur. Mantıkçının amacı sadece mantık yapmak değildir, hatasız felsefe üretmektir.


Bilginin kendisinin de biçimin kendisinin de doğru olmadığı yerde doğru sonuç çıkmaz. Birinden biri eksikse sonuç hatalı olur. Doğru sonuç için doğru bilgi gerektiği gibi doğru akıl yürütme gerekir.


Bir akıl yürütmenin içeriğindeki bilgiler yanlış, akıl yürütme doğru; içeriğindeki bilgiler doğru, akıl yürütme yanlış olabilir.


Aristo, mantığa Analitik adını vermişti. Biz mantık diyoruz. Onun amacı akıl yürütmenin kesin yollarını göstermekti ki formel mantığın amacı bu olarak kabul edilir.


İnsanlık klasik mantığı Aristo'nun Organon adını verdiğimiz külliyatından öğrendi. Organon adı Aristo'dan sonra verildi.


Mantık bilimi Aristoteles'ten sonra hem yeni konular eklenerek genişletilmiş hem de var olan konular derinlikli bir şekilde açıklanmıştır ama unutulmamalıdır ki Aristo mantığı yıkılarak değil, temel alınarak ve genişletilerek ilerletilmiştir.


Modern mantık Aristo mantığına (geleneksel mantığa) alternatif olarak geliştirilmiş ve hızla popülerlik kazanıp geleneksel mantığı ikinci plana atmıştır.


Yaşamak için suya, sürdürülebilir, tutarlı düşünceler kurabilmek için mantığa duyulan ihtiyaç zorunluluk yönünden farksızdır.


Ebheri, İsagoci metnini kavram ve önerme üzerine kurmuştur.


Mantığın ilgilendiği en temel şey akıl yürütmelerdir.

Mantık her şeyin merkezinde ise insana verilen en büyük ve en önemli hediye doğru düşünebilen bir akıldır.


Gazali, Mustasfa adlı kitabında, mantık bilmeyenin ilmine güven olunmayacağını söyler.


Bir kişi doğru düşünüp düşünmediğini bilebilmek için mantık kurallarına ihtiyaç duyar ki Gazali'nin mantık bilmeyenin ilmine güven olmaz demesi bu yüzdendir.


Mantık bilmeyen bir kişi doğru söz konuşabilir ama konuşmaya devam ettikçe hata yapması kaçınılmaz olur. Bunun nedeni doğru ile yanlış akıl yürütmeyi ayırt edecek bilgiye sahip olmamasıdır.


Bütün ilimlerden önce mantık ilmi öğrenilmelidir. Mantık ilmi tüm ilimlere eşlik eder.


İnsanın bilgi edinmeye olan hırsı doğuştan gelen bir eğilimidir.


İnsanın bilgiye her daim muhtaç olması, mantığa da her daim muhtaç olması anlamına gelir ki mantık olmaksızın bu bilgilerin doğruluğu denetlenemez.


Doğru düşünme için neyin ne olduğu belli olmalı; düşünceler dağınık değil, düzenli ve sıralı olmalıdır ki bunun sağlayıcısı mantıktır.


Aristoteles (MÖ 384-322) klasik mantığı devasa bir sistem halinde bir araya getiren isimdir.


Mantık, konunun ne olduğuyla değil, kalıbıyla ilgilendiği için formel mantık olarak anılır. Onun ilgi alanına form girer ve içeriği dışlar.