Kanıtın Yokluğu, Yokluğun Kanıtı Değildir

Sanırım hepimiz göremediğimiz veya henüz kanıtlayamadığımız şeyleri yok sayma eğilimindeyiz. Bugün mantık tarihinin en ünlü safsatalarından birine, Argumentum ad ignorantiam'a değineceğim.

Bir şeyin doğruluğuna veya varlığına dair kanıt bulunmamasını, onun yanlışlığı veya yokluğunun kanıtı olarak sunmak mantık hatasıdır. Mesleğimden dolayı, mantık hatasına değinirken, yatırım kararlarımıza ve gerçeklik algımıza da değineceğim.

Anatomi

İddiayı ortaya atan kişi iddiayı kanıtlamakla sorumludur. Bazen kişiler bu sorumluluktan kurtulmak için topu karşı tarafa atarlar. Eğlenceli bir örnek verelim:

Abak: "Bahçemde görünmez bir ejderha yaşıyor."

Adal: "Ejderhanın varlığına dair bir kanıt göster."

Abak: "Ejderha olmadığını kanıtlayamazsın, o halde ejderha var!"

Kanıt eksikliği sonuç çıkarmak için yeterli bir sebep değildir. Sadece henüz bilmediğimizi veya henüz gösteremediğimizi gösterir. Yapmamız gereken şey cehaleti kabul etmektir, cehaleti bir çeşit bilgi gibi sunmak değil.

“Görünmeyen Risk, Risksizliktir” Yanılgısı

Gelelim yatırıma.

Piyasalar bu safsatanın yüksek bedeller ödetebileceği yerlerdir. Yatırımcı zihni belirsizliği sindirememe eğiliminde olabileceği için kanıt yokluğu yatırımcının rahatlamasına vesile olabilir.

"Bir şirketle ilgili kötü haber yoksa şirket sağlamdır." ama şirketin bilançosunda görünmeyen şeyler olabilir. Örneğin, şirketin geleceğini tehdit eden bir teknolojik gelişme olabilir. Warren Buffett şöyle söylemiştir: "Risk, ne yaptığınızı bilmemekten kaynaklanır." Bu yüzden, bilmediğimiz şeyleri, varlıklarını kanıtlayamadığımız şeyleri yok saymamalıyız.

"Daha önce olmadı, o halde olmaz." ama 2008'i veya COVID-19'u hatırlayın. Pek çoğumuzun elinde finansal sistemin duracağına dair bir kanıt yoktu. Kara kuğuları kanıtlayamıyor oluşumuz, kara kuğuların var olmasının imkansız olduğu anlamına gelmez. Nassim Nicholas Taleb'in "Kara Kuğu" teorisine bakabilirsiniz. Eski borsa yatırımcısı ve düşünürdür. Avustralya keşfedilene kadar tüm kuğuların beyaz olduğuna inanılıyordu ama tek bir siyah kuğunun görülmesi, binlerce yıllık bilgiyi saniyeler içinde çürüttü.

"Kimse bahsetmiyorsa değerli değildir." ama fırsatlar çoğunlukla kalabalığın dışında bir yerlerde aranmaz mı? Kimsenin henüz konuşmadığı bir varlık veya stratejiniz varsa, otomatik olarak geçersiz olduğunu düşünmeyin.

Rasyonel bir yatırımcı kanıt yokluğunu araştırma ihtiyacı olarak algılar. Hislerinin birbirine karışmasına izin vermez.

Bilgelik Geleneğinde Bilinmeyenle Yüzleşmek

Bu konu sadece modern mantık ve finansı ilgilendirmiyor.

Mantıkla ilgilenirken mantığın dışındaki alanı, bölgeyi yok saymıyoruz. Orası bizim için "bilinmeyen" bölge olarak kalmaya devam ediyor. Aklımızı doğru kullanmak istiyorsak onun sınırlarını da bilmeliyiz.

Belki de (tasavvuf ve hikmet açısından) bilgeliğin başlangıcının "bilmediğini bilmek" olduğunu söyleyebiliriz.

Zihnimizi Eğitelim

Bu safsatadan nasıl korunabilir ve rasyonel kararlar alabiliriz? Hemen anlatıyorum.

Önemli bir karar alırken hangi varsayıma dayandığınızı kendinize sorun. Sonra dünyanın siyah beyaz olmadığını, gri tonlarında olduğunu hesaba katarak olasılıkları düşünün.

Tarihsel bir perspektiften, istatiksel bir perspektiften bakmaya çalışın. Benzer durumdaki şirketlere, benzer durumdaki krizlere bakın. Negatif bilgiye yani "hiç veri yok" bilgisine kıymet verebilirsiniz. Hemen sonuç çıkarmak yerine, belki de bilginiz olmadığı alanlara temkinli yaklaşmanız gerekir.

Son aşamada bu iddiayı kabul etmek için ya da reddetmek için ne tür kanıt veya kanıtların yeterli olduğunu belirlemeye çalışın. Duygularınıza kapılmadan karar almaya çalışın.

Alçak Gönüllülük

Bu ilkeyi benimsediğiniz için kararsızlık yaşayacağınız algısına kapılmayın. Bunu bir entelektüel güç, alçakgönüllülük göstergesi olarak kabul edebiliriz. Dünya bizim bilgimizden, gözlemlerimizden, kanıtlarımızdan daha büyüktür.

Yatırımda ve gerçek hayatta kesinlik arayışından bir miktar vazgeçip, belirsizliği yönetmeye çalışmalıyız. Görünmeyenin her zaman var olabileceği ihtimaline karşı hazırlıklı, esnek olmalıyız.

Zihinsel anlamda güçlenmek için kanıtın yokluğunu, yokluğun kanıtı sanmaktan kaçınmalı ve en büyük tehlikenin, görünmeyen değil, görünmeyeni görmezden gelmek olduğunu katiyen unutmamalıyız.

En Çok Okunanlar